25 Şubat 2013 - 18:53

Allah'ın Adıyla... Dün ATV’de yayınlanan Mahsun Kırmızıgül’ün meşhur “New York’da Beş Minare” filmini izledim.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Uzun bir zamandır “Mahsun bey koskoca New York’a nasıl beş minare dikmiş? sorusunun da cevabın almış oldum dolayısıyla.

Bazı muhteremlerin “Dinler arası diyalog” çağrılarının, ne kadar müsmir bir nida olduğunu da ayrıca görmüş olduk.

Bir tarafta insanlara Kuran ayetleriyle yol gösteren Bitlisli molla karışımı Müslüman temsilcimiz “Hacı”, öbür tarafta boğazında haçıyla Hıristiyan gelinimiz “Gina Gershon” ve Renkli simasıyla Danny Glover…

Ağzından Kuran ayetleri dökülen Müslüman baba ile Hıristiyan annenden hicaplı bir kız çocuğu bekleyenler hayal kırıklığına uğruyorlar tabi…Çünkü “Dinler arası Aşk”tan kızımız “Justine Cotsonas” çıkıyor.

Dekoltesiyle seyirciye medeni bir Müslüman kadını öğreten melez kızımız, amcalarından çok dayılarına benziyor tabii…ve Hıristiyan nişanlısıyla kilisede mutlu sona ulaşıyorlar.

Darısı dinler arası diyalog arayan, diğer Müslüman babaların başına…

Doğrusu ben de ABD Başkanı olsam bu minareleri New York’a değil Beyaz sarayın yanındaki tarlaya dikerdim!

“Bizim üstadın New York’da yaşamasına bakmayın şu anda Amerika’nın yarısını Müslüman etmiş” savunmalarını boş yere yapmıyorlarmış…adamlar haklı…

Gelin “Dinler arası diyalogdan önce, bir Mezhepler arası diyalog” başlatalım desek kimse yanaşmaz, çünkü “Mezhepler arası fitne”nin reytingi daha fazla”...diyaloğu, para etmiyor.

İslam’ın bir ucunda acımasızca baş kesen, can alan bir “Deccal” Müslüman, diğer tarafında Hıristiyan bir bayanla evlenip, Ramazan iftarını kırmızı Amerikan şarabıyla açacak kadar “Geniş Müslümanlığın, geniş babası” “Hacı Baba”

Gel de Hıristiyan olma…!

“Kerbela’da beşinci minare” sözünden Kerbela’ya da minare gerektiğini sakın anlamayın. İslam ümmetinin beş minaresi olan; Resulullah Efendimiz, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, yani “Penci Âl-i Aba”nın son minaresi olan İmam Hüseyin’i Kerbela’da yıkan bir ümmetin evlatları olarak, New York’a minare dikmek inandırıcı gelmiyor.

Yezid’in ve Babası Muaviye’nin fetihlerle, kendilerinin yaşamadığı Müslümanlığı, başkalarına öğretme projesine benziyor…

Çünkü; medeniyetlerle sarmaş dolaş olup, çocuk dahi yapan bu geniş ailenin lideri “Hacı Baba”nın Hıristiyan damada “he!” deyip, Şii-Alevi damadı ötekileştirince biz de haklı olarak şüpheye düşüyoruz.

Ayrıca bir insanın Hıristiyan olması için en azından “Sevgili Peygamberimizi inkâr etmesi, onun Peygamberlik iddialarını yalanlaması” gerektiğini zannediyorduk…bu da yanlışmış…

Genç damat adaylarımız sakın, Hz. Muhammed Mustafa’yı ve Kuran’ı inkar etmenin, beş minare kahramanı “Hacı Baba”ya damat olma yolunu açacağını zannedip “Ümmetin vahdeti ve salahı için” Hıristiyan olmasınlar!

Çünkü bu sefer de iyi “İstihale” olmamış diye reddedilme tehlikesi var. Halis olmazsanız “hem dinden hem gelinden” olabilirsiniz..

Ben hayatımda bu kadar iki yüzlü, bu kadar her tarafından yağ akan, bu kadar tiksindirici bir filim görmedim…

Aynı kıbleye namaz kıldığı insanları tekfir edip, onların ölüm fetvalarını veren, “Onlarla bizim mezhep sorunumuz yok din sorunumuz var” diyen bir zihniyetin bundan daha rezil ve ikiyüzlü bir filmi olamazdı…

Bu zihniyet şu an değil, 14 asır önceki kokuşmuş zihniyet…

Kebu’l Ahbar, Temim Dari ve onların öğrencisi Ebu Hureyre’yi damatlığa kabul eden, hatta İslam mirasını iki eliyle onlara teslim eden bir medeniyetin, Gerçek damat Hz. Ali’yi minberlerden lanetlemesi, İslam fıkhından, akaidinden, tefsirinden ve sünnetinden dışlamasıyla aynı versiyon.

Yani biz 14 asır önce damatlığı, Kutub-u Sitte ravisi Kebu’l Ahbar ve Temim Dari’ler kaptırmışız…

Filmin insanı tiksindiren diğer bir yönü, insanlara sadece iki uç ve aşırı noktada seçim hakkı sunması. Ya “Amerikancı” başka bir tabirle “New Yorkçu” İslam’ı kabul edeceksiniz, ya da “Kafa Kesen” el-Kaideci “Deccal” bir İslam’ı…

…her ikisini de reddeden gerçek İslam’dan eser yok.

Dolayısıyla en karlı olanı seçeceksiniz “Hıristiyan eş, melez kız, yakışıklı damat Coni”

Gel de Hıristiyan olma…

Hinde’den gelin, Muaviye’den damat olunca, çocuk da Yezit oluyor dolayısıyla…

“Batılılar İslam dinini iyi tanımıyorlardı, biz tanıttık” hayali sayın Mahsun beyin “New York’a” beş minare dikmesi hayalinde daha gülünç.

Amerikalıların yetiştirdiği İslam konusunda uzman adamları bizimkilerin on katıdır. Bugün Filistin’den Afganistan’a tüm İslam topraklarını çizmeleri altında inim inim inleten bu anlayışa yağ çekmekle veya dişlerinin beyazlığını göstermekle; ancak İmam Humeyni’nin dediği gibi; dünün tabiriyle “Emevici” bugünün tabiriyle “Amerikancı” İslam’a hizmet edilir.

İslam’ın Beş minaresi olan Ehlibeyt’in, Kerbela’da son beşinci minaresini yıkan bir anlayış, New York’a dikse dikse üzerine cami yazan Kilise diker.

Abdullah Güronur